9 Mayıs 2015 Cumartesi

Köpekler Niçin İnsanların Yüzünü Yalar?

    Köpekler vıcık vıcık salyaları ile sahiplerinin ya da çoğu insanın üstüne koşarak elini, yüzünü yalamaya çalışırlar bunun sebebini merak edenler için okunması gereken bir yazı.

    Köpekler keyifli ve mutlu olduklarında, heyecanlandıklarında bunun bir göstergesi olarak kuyruklarını sallarlar. Köpekler eve gelen misafirlerin ya da sahiplerinin ellerini kollarını, yüzlerini yalarlar ve bu bazı insanlar için bir süre sonra rahatsız edici hatta tiksindirici bir hal alabilmektedir. Misafirleriniz ya da arkadaşlarınız köpeğinizin bu davranışından rahatsız olur ancak, sizi kırmamak için de fark ettirmemeye çalışırlar. Peki bu eli, yüzü yalama ritüellerinin altında yatan sebep sadece sevgi göstergesi olarak iç güdüsel bir hareket midir?

    Köpekler Niçin İnsanları Yalar?
Köpeklerin çoğu kişiye yaptığı bu ritüelin ardında sadece iç güdüsel olarak sevdiği ve hoşlandığı kişileri temizleme amaçlıdır. Öyle ki; köpekler ve kediler kendilerini temizlemek amacıyla yalarlar. Sahiplerini ve hoşlandıkları kişileri de yalayarak onları korumanın dışında temizleyerek sağdık olduklarını göstermek isterler. Bir diğer iç güdüsel neden ise; kediler ve köpekler yavruluktan beri annelerinin onları yalayıp temizleme davranışlarına maruz kalır ve kendileri de yavrularına aynı davranışları göstererek şefkat duygularını belli ederler. Aynı şekilde sahiplerine ve diğer hoşlandıkları kişilere şefkat ve sevgi göstermek isteyen köpek ve kediler onları yalarlar.

    Özellikle köpekler sahiplerinin üzgün ve morali bozuk olduğunu hissederse köpeği ona şefkatli davranıp teselli etmek için elini, yüzünü yalayabilir. Sürü hayvanı olan köpekler için yalama davranışı, bir tür saygı sunumu ve göstergesidir. Bu durumda evcil köpekler de sahiplerini sürü lideri olarak gördüklerinden dolayı ona saygı göstermek isterler. Bu davranışları da onu yalayarak gösterirler. Bu doğal ve iç güdüsel bir davranıştır. 
    Köpeğinizin bu davranışı sergilemesini istemiyorsanız, caydırıcı yollarla istemediğini göstererek eğitmeye çalışabilirsiniz çünkü herkes köpeklerin salyasından hoşlanmayabilir ve köpeklerin nefes kokuları kötü olduğundan bunu hijyenik bulmayıp, tiksinebilirler.

8 Mayıs 2015 Cuma

Mucizevi Arı Sütü ve Faydaları

    Arılar çok çalışkan ve fiziki açıdan da çok farklı sisteme sahip canlılardır. Ürettikleri bal ve süt kendi besinleri olduğu kadar tüm canlılar içinde oldukça yararlıdır.
    Genç işçi arıların tahminen 5-15 gün arası olanların yutaklarında salgılanan hypopharyngeal isimli maddeye arı sütü ismini veriyoruz. Arılar bal, su ve poleni kullanıp birleştirerek arı sütü üretimini gerçekleştirmekteler. Bildiğimiz tarzda sağma bir süt olmasa dahi süte benzer rengi ve kıvamından dolayı bu ismi almıştır. Dünyanın diğer yerlerinde "royal jelly" ismi verilen arı sütünün yadı ekşidir.
    Arı kolonilerinde ya da kovanlarında ana yani kraliçe arı, erkek arılar ve işçi arılar birlikte yaşamaktadırlar. Kovandaki arılar beslenme şekillerine göre yaşam süreleri uzayıp, kısalmaktadır. Mesela kraliçe arının uzun süre yaşaması gerektiği için çok özel şekilde beslenmektedir ve 5 ile 7 sene arası yaşayabilmektedir. Ancak işçi arılara daha az arı sütü ve besin verildiği için onlar kışın 6 ay yazın ise 35-40 gün yaşayabilmektedirler.
    Mucizevi arı sütünün içeriğine değinmek gerekirse çok yararlı besin, vitamin ve biyolojik aktif maddeler barındırmaktadır. Yüzde 66 sını su oluşturur diğer katılım maddeleri ise % 14,5 ile karbonhidrat ve % 13 oranında aminoasit ile en büyük ölçüde katılım sağlarlar. Bunun dışında B grubu vitaminleri yanı sıra A, D, E, H ve birazda C vitamini bulundurur. Yüksek miktarda kalsiyum ve bunun yanında potasyum, sodyum, çinko, demir, bakır, manganez yine az miktarda da fosfor içermektedir. Asitli bir yapısı olduğu için ph oranı 3,6-4,2 arasındadır.
    Kemik erimesi yaşayan kişiler menapoz döneminde bu doğal ürünü kullanabileceği gibi, çocukların gelişiminde de önemli bir rol oynayacaktır. Bilimsek açıdan taklit edilip üretilemeyen arı sürü oldukça faydalı ve mucizevi bir içeriğe sahiptir. Avrupa ve Asya ülkelerinde uzun yıllardır tüketilen arı sütünün, üretimi zahmetli ve çok miktardan bile az arı sütü alınabildiği için de maliyeti fazla olan bir iştir.
    Arı Sütünün Faydaları
    Yararları saymakla bitmeyen arı sütünün içindeki aminoasitler oldukça fazladır. Damar tıkanıklığını önleyerek damarları açar ve kalp, damar hastalıklarında alternatif bir kurtarıcıdır. Antioksidan içeriği sayesinde hücreleri yenileyerek, kanser oluşumlarını önlediği tespit edilmiştir. Hafızayı güçlendirir ve hipertansiyona iyi gelir. Kolestrolü kontrol altında tuttuğu gibi sindirim sistemini de güçlendirir.
    Hastalıkları ağır derecelerde olanlar doktorlarına danışarak belirli dozlarda bu yararlı ürünü kullanabilirler. Oda sıcaklığında 6 hafta dayanabildiği gibi dondurucuda 2 yıla dek korunabilmektedir. Henüz bir yan etkisi saptanmamıştır ancak, bir seferde 100 ya da 200 gr gibi aşırı miktarlarda tüketilmesi nabızı yükseltip, baş dönmesi yapabilir. Az miktarlarda kontrol altında tüketilmesi gereken arı sütünü, arı mamüllerine alerjisi olanlar kesinlikle kullanmamalıdırlar. Aşırı kiloya sahip kişiler kaloriyi hesaplayarak belirli dozlarda tüketebilmektedirler.

7 Mayıs 2015 Perşembe

Siz Hiç Ateş Böceği Gördünüz Mü?

    Ateş böcekleri doğanın en ilginç ve gizemli canlılarından biridir. Yaz gecelerinde görülebilecek bu muazzam canlılar, saçtıkları sarı ve yeşilimsi ışıkla görenlerin ilgisini çekmektedirler.
    Ateş böcekleriyle karşılaşıp, bu güzel ışıltılı manzaraya tanıklık edenler gerçekten şanslıdırlar. Çünkü bu ilginç böceklerin bir diğer özelliği de yanıp sönebilen ışıklarının, yanlarına yaklaşan yabancılar olursa sönmesidir. Bu böceklerin korunma mekanizmasıdır, ışıklarını söndürerek yanlarına gelenlerin onları görme ve yakalama riskine karşı korunmuş olurlar.
    Bilim adamları ateş böceklerinin bu soğuk nitelikli ışıklarını bilim dünyasında taklit etmeye ve üretmeye çalışsalar da tam bir başarı sağlanamamıştır. Doğanın bir mucizesi olan ateş böceklerinin ürettiği ışık soğuk ışık olarak bilinmektedir. Bilim dünyası bu ışığı taklit edebilirse, insanlar için yeni bir kaynak oluşturabilecektir ancak doğanın sahip olduğu bu üst düzey teknoloji oldukça gizemlidir.
    Ateş böceklerinin karınlarının olduğu bölgede yer alan ışık organındaki gudde isimli madde iki tür ana kimyasal üretir ve bu kimyasallar aracılıyla ışık üretimi gerçekleştirilir. İşte bu iki kimyasaldan birini bilim adamları üretmeyi başarmış ancak diğerini henüz üretememişlerdir. Ateş böceği ışık saçma anında bu iki kimyasalı kullanırken, işlemi oksijenle de desteklemektedir. Ancak aniden ışığı açıp kapatabilme durumlarının nasıl oluştuğu henüz bulunamamıştır.
    Doğanın en gizemli ve ilginç canlılarından biri olan ateş böceklerinin erkek cinsleri kanatları sayesinde uçabilirken, dişilerinde ise kanat yoktur ve uçamazlar. Aslında ışıklarını yakma nedenleri ise, gece dişileri kendilerine çekme sebebindendir. Bu şekilde bir ateş böceği üç saat süreye dek ışık saçabilir. Ateş böcekleri salyangozları ısırıp, zehir vererek onlarla beslenirler. Ateş böceklerini yiyen canlılar kusarlar ve hayatlarında bir daha ateş böceği yemezler. Çünkü ışık saçmalarına neden olan kimyasallar, onları yiyen canlıları zehirler. Siz hiç ateş böceği gördünüz mü?

11 Nisan 2015 Cumartesi

Sivas Kangal Köpek Cinsi ve Özellikleri...

    Kangal Köpekleri Türk kökenli olmakla beraber son derece iyi bir bekçi ve çoban köpeğidir. Sivas ın Kangal ilçesinden ismini almıştır.
    Kangal Köpeği Tarihi
    Türkiye de yapılan çalışmalar, Sivas Kangal Köpek Cinsini dünyada bir safkan köpek ırkı olarak tanıtmak üzerinedir. Tarihine göz atmak gerekirse; bu köpek ırkını Türk boylarından Kanglı (Kangar) isimli bir boyun Orta Asya göçleri esnasında getirdikleri düşünülmektedir. Türk boyları göç sırasında yanlarında, at, koyun ve köpek olmak üzere üç şey getirmişler.
    17. Yüzyıldan itibaren de Osmanlı Sultanları bu köpekleri yetiştirmiş ve isimlerine Samson denilmiştir. Kaynaklara göre Osmanlı Döneminde savaş esnasında Yeniçeriler tarafından hem savaşta, hem de askeri işlerde Sivas Kangalından yararlanılmıştır. Samson ismi ise Romalılarca Aslan demektir ve bu heybetli köpeğe bu isim yakıştırılmış, kangalları kullanan savaş birliklerine de Samsoncular denilmiştir.
    Kangal Köpeği Özellikleri
Kangallar genelde çoban köpeği olarak bilinse de aslında bekçi köpeği temasına daha yakın karakterde canlılardır. Çünkü en güçlü özellikleri arasında sahibine duyduğu sadakat ve sevgi sonucu sahibine ait olduğu eşyaları, ya da bir mekanı koruma iç güdüsüne daha yakın olacaktır. Çoban köpekleri genelde tek bir kişiye sadakat duymak yerine sürüyü yönlendirmekle görevlidirler. Bu koruma iç güdüsü ve dayanıklı, güçlü vücut yapılarının ardında çok iyi dövüşçüdürler. Kurt, çakal hatta ayı gibi yabani hayvanlara karşı tehdit oluşturup, korumak için etkin bir dövüş sergileyebilirler. Ancak Kangal köpekleri aile bireyleri ve çocuklar söz konusu olduğunda inanılmaz uysal hayvanlardır ve onlara karşı hiçbir tehlike barındırmazlar. Evliya Çelebi de seyahatnamesinde Kangal Köpekleri için aslanlar kadar güçlü ve iri cüsseli demiştir.

  Büyük bir alanda bakılması gereken Sivas Kangal köpeklerinin her gün egzersiz yapmaya ihtiyaçları vardır. Uzun yürüyüşlerle ya da kısa koşularla egzersizlerini gerçekleştirebilirler. Haftada bir tımarlanmaları ölü derileri atmaları açısından yardımcı olacaktır. Yine aşı ve tırnak bakımlarının yapılması gerekmektedir. Beslenilen yere göre yıkama ihtiyacı olabilir. Ilık hatta serin havalarda dışarıda kalabilirler. Özellikle iş yerlerinde bakabilecekleri yerleri olanların, koruması için beslediği görülür. Evler için tabiki uygun değildir. Ancak belki bahçeli evlerde bakımı sağlanabilir.

8 Nisan 2015 Çarşamba

Dünyanın en Büyük Tavşanı (World' s Biggest Rabbit)

    İsmi Darius olan bu sevimli tavşanın en büyük özelliği Gunnies Rekorlar Kitabına girerek Dünyanın en büyük Tavşanı ünvanına sahip olması.
    Peluş oyuncak gibi görünen Darius 1.3 metrelik dev boyutuyla herkesi şaşırtıyor. Dünyanın en büyük tavşanı olan Darius "World' s Biggest Rabbit" tam 22.2 kilo ağırlığında. Diğer yetişkin tavşanların dahi yanında çok küçük kaldığı devasa tavşan Darius yılda toplam 2 bin adetten fazla havuç ve 700 adet civarı elma tüketiyor.
    Tavşan Darius un sahibi olan Annette Edwards yıllık havuç, elma ve sebze maliyetinin kendisine toplam 5 bin pound a geldiğini olduğunu söylüyor. Ayrıca kızı Mia ile Dairus un yan yana oldukları fotoğraflarda tavşan Dairus dev cüssesiyle neredeyse Mia nın boyuna yakın görünüyor.
    Tam bir evcil hayvan olan dünyanın en büyük tavşanı Darius, aynı ev kedisi gibi kanepede oturup, sahipleriyle televizyon izliyor ve gün içinde birçok havuç tüketiyor. Bir gün boyunca bolca elma, lahana ve 12 adet civarı havuç yiyen sevimli tavşan oldukça masraflı görünüyor. Gerçekten de çoğu köpeğin cüssesinden büyük olan tavşan Darius görenleri şaşkına çeviriyor.
   

3 Nisan 2015 Cuma

Zengin Arapların Vahşi Hayvan Besleme Modası...

    Resimlerde olduğu zengin arapların paranın çokluğundan ne yapacağını şaşırmalarının göstergesi. Bu yeni bir moda akımı haline gelerek, çoğu birbirinden görüp, bu modaya uyma çabasında.
    Vahşi doğaya ait bu güzel canlıları evcil bir köpek gibi tasmaya takarak gezdirme çabaları ve bunun da üzerine bir de çok pahalı arabaları ve besledikleri vahşi hayvanlarıyla verdikleri ilginç pozlar. Hatta aslanlarının ağzına, ellerini, kafalarını koyarak fotoğraf çektirenlerle, kuzuyu parçalattrırıp kanlar içinde yerken fotoğraf çektirenler de var.
    Yaşam tarzları her ne kadar inandıklarını düşündükleri din ile uyumlu olmasa da ayrıca bu hayvanlara da bu şekilde davranmaları gerçekten gereksiz. Fotoğraflar paranın malesef her kapıyı açabileceğini gösteriyor.
    Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerde yaşayan zenginlerin son modası da artık besledikleri bu vahşi hayvanlarını, son model pahalı arabalarına bindirerek şehirde gezdirip, gösteriş turu atmak. Besledikleri hayvanlar grubunda ise, şahin, timsah, çita, aslan, kaplan, maymun gibi vahşi hayvanlar bulunuyor.
   

2 Nisan 2015 Perşembe

Sürüngenlerin İlginç Üyeleri; Gekolar (Gecko)...

    Gekogiller familyası adında bir grubun üyeleri olan Gekolar (Geckos), kertenkelelerden farklı özelliklere sahip ilginç canlılardır.
    Gececil bir kertenkele ailesinin akrabaları olan gekolar sıcak iklim canlılarıdır ve sesi, damaklarına dillerine vurarak ses çıkartmayı severler. 1,5 cm olan boyutlarda gekolar olduğu gibi 60 cm boyunda olanları da vardır. Çok iyi tırmanan sürüngenlerdir.
    Gekoların en büyük ve ilginç özelliği ise, göz kapaklarının olmayışı ya da göz kapaklarının hareketsiz oluşu şeklinde açıklanabilir. Gözlerini kırpamayan gekolar, gözlerine yapışan tozu ve diğer maddeleri temizlemek için ilginç bir yöntem ile dillerini kullanırlar. Dilleri ile gözlerini sürekli yalayıp, hem nemli gözlerini nemli tutmayı, hem de gözlerini kirden arındırmayı başarırlar.
    Ancak Leopar Gekosu ismi verilen gekogillerden bir canlı olan bu sevimli yaratığın göz kapakları hareketlidir. Yine bu ailede 30 civarı farklı tür ilginç bir şekilde evrimleşerek, diğer gekolara nispeten göz kapaklarının hareketli olması sağlanmıştır. Normal gekolar (Gecko) Akdeniz ülkelerinde görülürken, Leopar Gekosu Asya nın çöllerinde, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde görülebilir. Çöl iklimi gereği bu canlıların gözlerini kapatabilmeleri çok önemlidir.
    Çeşitli böcekler ve fareler bu canlıların besin zincirini oluşturur. Her 3-4 ay da bir olarak ilginç bir şekilde ağızlarında bulunan 100 dişi birden değiştirebilirler. Diğer sürüngenler gibi tehlike anında ve gerektiğinde kuyruklarını bırakarak, daha sonra yeni kuyruk oluşturabilirler. Çiftleşme dönemlerinde eşleri onları ısırırsa yine tehlike anındaki gibi kuyruklarını bırakabilmektedirler.